İsmail Cem-Veda

Çok ileri bir tarihte
Çok yaşlı olarak
Sessizce ayrılmalıyım
Kimseye pek gözükmeden
Ve kimseyi rahatsız etmeden.
Masamın üzerinde
Dünden kalan işler
Tamamlanmamış yazılar
Okunmayı bekleyen kitaplar
Ve anılar ve umutlar.
Filleri kuyruğundan çekerek
Tepeleri aşırtmaktı görevim
Günler bitti filler tükenmedi
Ben elimden geleni yaptım
Gerisini siz tamamlayın.
Boşa geçmedi hayatım
Daha fazlası olabilirdi ama
‘Buna da şükür’ demeliyim
İşte sevgili dostlar
Ben böyle veda etmeliyim.
İsmail Cem, New York, 1995
8/26/2008 | Kategori: Siir | Yorum (0) | Yorum yaz! :: | Kalici Baglanti
Sen Bu Sevgiyi Kaldırabilirmisin

Gel desem sana...
hiçbir şey sorma,hiçbir şey konuşma,sadece gel...
gelir misin?
hadi desem ya da...
hiç birşey sormadan yine benimle yürür müsün sonu belirsiz?
bakmasan, görmesen ,duymasan beni günlerce...aylarca belki...
yine beni sever misin?
gözden ırak olan gönülden de uzak olurmuş derler ya...
yanımda olup uzak olanlardansan, uzakta olup içimde olmayı becerebilir misin?

aylar sonra,yıllar belki...
''seni sevdim... senden gelen iyi-kötü herşeyi sevdim... ve hep seveceğim '
diyebilir misin?

yanımda otururken bile zaman zaman deli gibi özleyebilir misin?
her ayrılışımızda sabaha, bir daha görmeme korkusuyla delirir misin?
her gelen telefonda'ben diye irkilir misin sebepsiz?
beni her dakikana taşıyıp yaşamayı becerebilir misin?

beni, ben gibi sevebilir misin?
delirsem bir gün..' CANIM diye sarılabilir misin?
kapris yapmak istesem...yapsam hatta şımarıp, kalabalıklarda elimi tutabilir misin?
hayat birgün bana oynarsa, maskeleri yırtıp her yerimde yine beni görebilir misin?
ne şart, ne konum olursa olsun, gözbebeklerimin hep aynı bakacağını bilebilir misin?

ya da ben hayatla oynamaya kalkarsam birgün nefesimden sıkılıp
ölsem birgün, yaşadığın her gün için benimle,'bir saniye için bile pişman degilim '
diyebilir misin?

sevgilim ol diyorsun bana...
sen, bu sevgiyi kaldırabilir misin?
8/26/2008 | Kategori: Ask Hikayeleri | Yorum (0) | Yorum yaz! :: | Kalici Baglanti
Berat Kandiliniz Mubarek Olsun

'Apaçık Kitab' a yemin olsun ki, Biz Kur'an-ı mübarek bir gecede indirdik. Biz, gerçekten uyarıcıyız. O mübarek gecede, her hikmetli iş katımızdan bir emirle ayırt edilir...'(Duhan, 44/1-4)
Ayette geçen, 'Mübarek gece' den maksat; Berae gecesidir. Kur'ânın bu gecede, Yedinci semadan dünya semasına indirildi. Kadir gecesinde ise ilk kez Peygamber Efendimize indirilmeye başlandı.
Bu gecenin, dört adı vardır. "Mübarek gece", "Berat gecesi" "Sakk gecesi", "Rahmet gecesi". Ve denildi ki bununla Kadir Gecesi arasında kırk gün vardır. Berae ve Sakk gecesi denilmesi hakkında da denilmiştir ki, haraç tamamen alındığı zaman beraetlerini (temize çıkmalarını) dile getiren bir sened yazıldığı gibi, Allah Teâlâ da bu gece mümin kullarına beraet yazar. Ve denilmiştir ki bu gecede beş özellik vardır:
Bu gecenin beş özelliği vardır:
1) Bu gecede önemli işlerin seçimi ve ayırımı yapılır.
2) Bu geceyi ibadetle geçirenlere yardımcı olması amacıyla Allah tarafından melekler gönderilir.
3) Bu gece bağışlanma ve af gecesidir.
4) Bu gecede yapılan ibadetlerin fazileti çok büyüktür.
5) Bu gecede Peygamberimize şefaat yetkisinin tamamı verilmiştir. Bu yetkinin üçte biri Şaban'ın onüçüncü günü, üçte biri Şaban'ın ondördüncü günü, geri kalan üçte biri de Şaban'ın onbeşinci günü verilmiştir.
Hazreti Âişe (ranha) bu gecenin fazileti hakkında şunları anlatıyor:
Günün birinde Hazreti Peygamber yanıma girdi. Elbisesini çıkardı. Aradan zaman geçmeden tekrar giyindi. Bunun üzerine beni şüphe, kıskançlık sardı. Ortaklarımdan birinin yanına gidecek sandım ve peşini takip ettim. Medine’nin kabristanı olan Bakîu’l-Garkad’da kendisine eriştim. Mü’minlere ve şehidlere istiğfar ve dua ediyordu. Kendi kendime: ‘Anam babam sana feda olsun! Sen Rabb’inin rızası uğrunda, ben ise dünya peşindeyim!’ diyerek döndüm. Soluk soluğa eve girdim. Arkamdan da Resülüllah (sav) girdi.
-Neden böyle hızlı nefes alıyorsun?’ dedi.
Ben,
-Anam babam uğruna feda olsun. Yanıma gelip elbisenizi çıkardıktan sonra tekrar giyindiniz, beni kıskançlık tuttu. Ortaklarımdan birinin yanına gideceğinizi zannettim. Nihayet sizi Kabristan' a giderken gördüm,dedim.
Resul–ü Ekrem,
-Resülüllah sana haksızlık edecek diye mi korkuyorsun?’ dedi.
Ardından Cibril geldi ve şöyle dedi:
-Bu gece Şa’bân’ın on beşinci gecesidir. Cenabı Hak bu gecede Benî Kelb kabilesi koyunlarının sayısı kadar kimseyi cehennemden âzâd eder. Fakat bu gece Allah; müşriklerin, kincilerin, akrabalarıyla münasebeti kesenlerin, hayat ve ihtişamlarına mağrur olanların, ana ve babalarına isyan edenlerin, içki düşkünlerinin yüzlerine bakmaz.
Resul–ü Ekrem, elbisesini çıkardı.
-Bu gece ibadet etmeme müsaade eder misiniz? buyurdu.
-Evet, sana anam babam feda olsun, dedim.
Peygamber namaza kalktı. Secdeye kapanıp uzun müddet kaldı. Endişelendim, elimle yokladım. Elim, ayağının altına dokununca kımıldadı. Ben de sevindim. Secdede şöyle niyaz ettiğini işittim:
‘Allah’ım! azabından afvına, gazabından rızana sığınıyorum. Sen’den yine Sana iltica ediyorum. Şânın yücedir. Sana yaptığım senayı Senin kendine yaptığın senaya denk bulmuyorum. Sana lâyık bir surette hamd etmekten âcizim.’
Sabah olunca bunları Resul–ü Ekrem’e söyledim. O da,
- Yâ Âişe, bunları öğrendin mi? dedi.
-Evet yâ Resülüllah, dedim.
Resuli Ekrem;
-Bunları hem öğren hem de başkalarına öğret. Zira bunları bana Cibril öğretti ve secdede bunları okumamı ta’lîm buyurdu.’ dedi.”
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor:
"Her kim bu gece yüz rekat namaz kılarsa yüce Allah ona yüz melek gönderir. Otuzu ona cenneti müjdeler, otuzu ona cehennem azabından teminat verir. Otuzu da ondan dünya afetlerini savarlar, O'nu da ondan şeytanın tuzaklarını hilelerini savarlar."
"Yüce Allah bu gece ümmetine öyle rahmet eder ki Kelb kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca."
"Yüce Allah bu gece bütün müslümanlara mağfiret buyurur ancak kâhin, sihirbaz, yahut çok kin güden veya içkiye düşkün olan, yahut ana-babasını inciten, veya zinaya ısrarla devam eden müstesna."
'Şaban ayının 15. gecesini ibadetle geçirin, gündüzünde de oruç tutun. Çünkü yüce Allah, bu gece dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve; 'tevbe eden yok mu! Onu affedeyim. Rızık isteyen yok mu, ona rızık vereyim, hastalığından şifa isteyen yok mu ona şifa vereyim. Yok mu şunu isteyen yok mu bunu isteyen' der. Bu durum, sabaha kadar devam eder'
'Ameller, bu ayda âlemlerin Rabb'ı yüce Allah'a arz edilir. Ben de amellerimin oruçlu iken Allah'a arzedilmesini isterim'
Rahmeti gazabını geçen Yüce Rabb'imizin hayır ve bereketini, af ve mağfiretini yağmur gibi üzerimize yağdırdığı bu mübarek geceyi fırsat bilip tevbe, dua ve niyaz ile geçirmeli; bu ilâhî ziyafetten faydalanmak için elimizden gelen gayreti göstermeliyiz.
İnsanların bir sene içerisindeki rızıkları, zengin veya fakir olacakları ve ecelleri gibi mühim hususlar o gece içerisinde meleklere bildirilir. O geceyi ibâdet ve tâatla geçirmek ve nafile namaz kılmak sevaptır. Nitekim Peygamber Efendimiz bu geceyi ibadetle geçirmiş ve dua etmiştir.
Geçtiğimiz yıl, Berat gecesine erişip de ölümü akıllarından bile geçirmeyen birçok insan, dünyadan göçüp gitmiştir. Ölüm, herkes için mukadderdir. Hiçbirimizin, bir sene daha yaşayacağına garantisi yoktur. O halde, yüce Allah'ın bizlere bahşettiği Berat gecesi gibi mübarek vakitleri güzelce değerlendirelim. Bu vakitlerin, bir ganimet olduğunu bilelim. Yüce Rabbimizin, her zaman açık olan tevbe kapısına yönelelim. Bu geceyi, gafletle geçirmeyelim. Yakınlarımızı, komşularımızı, yoksulları görüp gözetmeyi unutmayalım. Birbirimize, sevgi ve saygı gösterelim. Hep iyiliğe yönelelim.
8/16/2008 | Kategori: Diger | Yorum (0) | Yorum yaz! :: | Kalici Baglanti
Telefonun başına 2 koy çevir numarayı dinleniyor musun öğren!!! İşte inanılmaz bir yöntem!!!
Dünden bu yana kimi görsem başına 2 koyarak kendi telefon mumarasını çeviriyor.
İddia şu ki telefon çalıyorsa dinleniyorsunuz (Bunu da Zekeriya Beyaz'ın açıklaması ayrıca enteresan oldu).
laşılmıyor ya da "yanlış bir numara çevirdiniz" deniyorsa dinlenmiyorsunuz.
ikayeler de hızla yayılmaya başladı.
ir arkadaşım aradı kendi telefon numarasını başına 2 koyarak. Karşı taraf açmaz mı? Aynen şu diyalog yaşanıyor;
Niye arıyorsunuz kardeşim?
Siz beni dinlemeye utanmıyor musunuz?
O bizim bileceğimiz iş değil.
Madem bu kadar dinliyorsunuz insan bir başsağlığı diler değil mi?
Doğru, annenizi kaybettiniz değil mi, başınız sağolsun.
Siz de inşallah sevdiklerinize en kısa sürede kavuşursunuz...
Bize şikayet etmeyin beyefendi, savcılığa başvurun...
Bu diyalog yüzde 100 gerçek.
ir başka arkadaşımın da telefonu açılmış (bu kadın) ve ciddi fırça yemiş, "Ne diye zırt pırt arıyorsunuz" diye...
imdi bunlar kamera şakası değilse, biri kafa bulmuyorsa nedir, birileri açıklar mı acaba?
emen 2 0532 556 XXXX diye kendi numaramı çevirdim!
alıyor. O zaman ben de dinleniyorum ha?..
ma benimkini açan olmadı!
a bire numarayı çeviriyorum çalıyor ama karşıdan tık yok.
eni dinleyen galiba beni sevmiyor, konuşmak istemiyor...
aşına 2 koy, çevir...
aşına 2 koy, çevir...
ünden beri herkes bunu deniyor, geyikler dönüyor...
aranoyak ve manyak ettiniz milleti...
Cengiz Semercioğlu - Hürriyet
7/9/2008 | Kategori: Köşe Yazıları | Yorum (0) | Yorum yaz! :: | Kalici Baglanti
İyi Bakın
Bu günleri dikkatle izlemelisiniz.
Belki bir daha fırsat bulamazsınız.
İyi bakın:
Atatürkçü düşüncede olmak suç...
Tarikatlar Türkiye"nin en tepelerine oturmuş ülkeyi yönetiyorlar, ama Atatürkçü düşünce sahipleri izleniyorlar, fişleniyorlar, yakalanıyorlar, sorgulanıyorlar, suçlanıyorlar, içeri atılıyorlar.
Böyle bir şeyi bir daha göremezsiniz.
Kaçırmayın.
Eskiden cumhuriyeti sevmemek suç sayılmaz mıydı? Ki cumhuriyet aleyhine konuşanları kovalardı devlet.
Oysa şimdi cumhuriyeti sevmek "terör suçu" kapsamındadır.
Bir dostunuza telefon açıp "Cumhuriyete sahip çıkmalıyız" dedikten sonra oturun koltuğunuza... Ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız, içinizden bir ses "Başıma bir iş gelmesin sonra" dediğinde...
Çünkü cumhuriyeti savunmak suçtur...
Suç...
Böyle bir dönem bir daha göremezsiniz:
Tarikatlar darbe yapıyorlar.
Mağdur ordu...
Generaller içerde.
İyi mi?..
*
Bu günler hani Atatürk"ün Türk gençliğine hitabesindeki "Bir gün istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen..." dediği o "bir gün"dür bu günler.
İyi bakın...
Bir daha göremezsiniz.
Mustafa Kemal"in "Cebren ve hile ile aziz vatanın kaleleri zaptedilmiş (.......) olabilir" dediği işte bu zaman...
"İhanet" ile "gafletin" el ele verdiği yer...
Gözbebeğimiz laik cumhuriyetimizin "dahili ve harici bedhahlar" tarafından yıkılmakta olduğu süreç...
Karşı devrim günleri...
*
Bu günler işte o günlerdir...
Tarih baba; kutsal bir savaşın şanlı zaferinden ve çağdaşlık yolunu açan cumhuriyetin kuruluşundan yıllar sonra işte bu günleri yazıyor.
İyi bakın...
Bekir Coşkun - Hürriyet
7/9/2008 | Kategori: Köşe Yazıları | Yorum (0) | Yorum yaz! :: | Kalici Baglanti


